Soyadı meselesinin tarihi henüz yenidir ve İslâm tarihi boyunca uygulanmamıştır. "Soyadı" kişinin hangi soya ait olduğunu, kimlerden geldiğini ve bir anlamda kimin çocuğu olduğunu gösteren bir işarettir.
Türkiye'de ise kadınlara, evlendiğinde kocalarının soyisimlerini alma zorunluluğu vardır. Bu konunun tartışmaya açık olmakla birlikte çok da İslâm'a uygun olmadığı kanaatindeyiz. Şöyle ki:
- 1) Kişinin kendi babasına nisbet edilmesi esastır.(bk. K. Bakara 233; Ahzâb 5) Soyadı demek, bir bakıma falancanın soyundan ve filancaların çocuğu demek olur. Başkasının soyadını alan kadın, kendi soyundan sanki koparılmış olmaktadır. Öyle ki günümüzde evlenen kadının kimlikteki kütük bilgileri bile değiştirilmektedir.
- 2) Bu uygulamada kadının değersiz ve ikinci sınıf insan olduğu manası vardır. Halbuki; kadın ile erkek, misyon ve fonksiyon olarak farklı olmakla birlikte insan olarak eşit varlıklardır. Buna göre niçin kadın erkeğin soyadını alıyor da erkek kadının soyadını almıyor, sorusuna kadının insanlıkta ikinci sınıf kabul edilmesinden başka bir cevap bulunamaz. Oysa Hz. Peygamber (s.a.s) "Muhammed b. Abdullah (Abdullah'ın oğlu Muhammed)" ise, mesela Âişe validemiz de "Âişe bt. Ebûbekr (Ebubekir'in kızı Aişe)" dir ve öyle kalmıştır.
Kadınların evlendiklerinde soyisimlerinin değişiyor olması kimi çevreler için abartılacak bir mevzu olarak görülmeyebilir. Ancak bu çok da basit bir konu değildir. Bu uygulamanın kadını zor duruma sokan bazı yanları şunlardır:
- 1) Kadın kocasının soyadını aldığında kadının evlilik öncesi hayatı resmen hiçe sayılmaktadır. Yıllarca ismiyle oluşturduğu kimlik bir anda değişmiş olmaktadır. Hatta öyle ki zaman zaman tanınmakta güçlük çekmektedir. Özellikle ismiyle markalaşan mesleklere mensup kadınlar için bu daha da çekilmez bir hâl almaktadır.
- 2) Olası bir boşanma durumunda boşanan kadın, soyadı bir anda değiştiği için gerek iş hayatında gerek sosyal yaşantısında çok alakasız insanlara açıklama yapmak zorunda kalacak ve eğer çocuğu varsa çocuğu ile var olan soyadı farklılığı toplum içinde bazı sıkıntılar doğurabilecektir. Oysa her kadın, evlilik öncesi soyismini değiştirmese bu sıkıntılar yaşanmayacaktır.
- 3) Günümüzde kadınlar isterlerse evlilik öncesi soyisimlerini kocalarının soyisimleriyle birlikte kullanabilmektedirler. Ancak bu da gereksiz bir isim uzunluğuna neden olmaktadır ki kadın için sıkıntı yaratmaktadır.
- 4) Türkiye'de bazı kadınların açtıkları davalar ile zaman zaman tek soyisim kullanma hakkını elde ettiklerine dair haberler çıkmaktadır. Ancak gayet insani bir isteğin bu kadar bin bir dava ile kazanılarak alınmak zorunda olması da abestir.
Gerek aklî ve gerekse naklî delillerle ifade ettiğimiz çerçevede düşünecek olursak evlilik sonrası kadınların soyadlarının değiştirilmemesi insani ve vicdani bir durumdur. Bu konuda yasalar bütün kadınları kapsamalıdır. Nitekim isteyen kadınlara sadece kendi soyisimlerini kullanma hakkını vermek kadınların bu meseledeki maduriyetini daha da artırır. Şöyle ki:
- 1) Bu konuda yasa tüm kadınları kapsamaz ise kadınlar, eşlere tarafından birtakım baskılara maruz kalabilirler.
- 2) Kadınların bir kısmının evlilik sonrası soyismini değiştirmesi, bir kısmının ise değiştirmemesi toplum içinde çeşitli karışıklıklara yol açacaktır.
Sonuç olarak kadınların evlilik sonrası soyisimlerinin ve kimlikteki kütük bilgilerinin değişiyor olması kadın kimliğini hiçe saymak olup, bu konuda gereken çalışmaların acilen yapılması zorunluluk arz etmektedir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder